Heneeemmm


20/11/2009 ·

Bu hafta şok olduğum olaylar oldu, paylaşayım dedim. 

Öncelikle Korece basit cümleler kurmaya başladım ve geçmiş gelecek zaman vb. nin kolay olduğunu fark ettim. Ayrıca Korece yazmada da ilerledim( yanlışsız cümle yazabiliyorum?)
Daha da ilginci geçen hafta Çince öğrendiğim toplam karakter sayısının 425e ulaştığını (şu an 435 civarı) fark ettim (1. kurda normalde 313 karakter var ama koreli sınıfında fazladan öğreniyoruz.). Çince dersinde Çince normal çizgi film seyrettik (birinin adı kocakafa oğul küçükkafa baba, diğeri ise japon koncu mu ne öyle bişiy)  ve yarısından fazlasını anladık. Gazetecilik dersinde izlediğimiz ingilizce filmin altyazılarındaki Çince karakterlerin yarıya yakınını hatta daha fazlasını bildiğimi fark ettim. (Yazılanları çok iyi anlayamıyorum; çünkü hızlı geçiyo ve bi karakter farklı karakterlerle farklı anlamlar oluşturabiliyo.) Çince dersinde hoca keşke herkes çağrı gibi ödev yapsa çalışsa konuşsa dedi. Çince karakter yazmakan zevk almaya başladım (zaten sıkıcı değildi de bayaa bayaa eğlenceli bi hale geldi).
İngilizcede ise İngilizce düşünmeye filmleri, müzikleri anlamaya ve gayet akıcı konuşmaya başladım.
Japon bi çocukla basit Japonca selamlaşıyorum.
Rusça bilenlerle de Rusça naber nasılsın muhabbeti yapıyorum.
Ukraynadan gelen bi kızla İspanyolca konuşuyorum, pratik yapıyoruz.
Kanadadan gelen bi çinliyle Fransızca konuşuyoruz.
Okulun ofisinden biriyle de arada sırada Almanca pratiği yapıyorum.
Türkçe konuştuğum tek kişi az biraz Türkçe konuşabilen bir Özbek.
Bana noluyo ben napıyorum?

Yorum (yok) Yorum yaz!

ZhangJiaJie, sonraki haftalar, Tai Tapınağı(bu Yasak Sarayda) ve


7/11/2009 ·

Evet, uzun bir aradan sonra yine yazıyorum... Fazla uzun bir ara oldu ama biriktikçe yazması daha uzun zaman alıyor.

ZhangJiaJieyle başlayalım. Bu ZhangJiaJie Çin'in kuzeydoğusunda ve çok uzak değil sanıyordum, güneydoğusunda ve uzakmış. Trenle 22 saat de rötar vb. nedenlerle 24 saat oldu ve tranle bir gün gidiş bir gün dönüş iki günü trende geçirdim. Trende naptık derseniz kart oyunları, filmler, kitaplar, birtakım ödevler,  sonu gelmeyen uyuma ve sohbet seansları falan, neyse geçti gitti. Vardığımızda haliyle herkes otele gidip duş alma isteği ile yanıp tutuşuyodu ve biricik ingilizce bilmeyen, sadece korece konuşabilen rehberimiz otele akşama kadar giriş yapamayacağımızı söyleyince ne kadar sevindik bilemezsiniz. Rehberle ilgili neyseki okulcağızımız koreli olmayan 5 öğrenciyi düşünmüş ve yakındaki üniversiteden çingilizce konuşabilen bir öğrenci getirmiş. ZhangJiaJieye genelde koreli turistler geliyomuş, batılı turistler pek uğramıyomuş, ondan hadi öyle olsun dedik. Dediğimizle kaldık ve sonra yemeğe kore restoranına gittik :) 3 gün boyunca ilk gün otelde yediğimiz akşam yemeği ve kahvaltılar hariç yemek yerken kore restoranlarını gördük, bir taşla iki kuş vurduk. Hatta üç kuş vurduk; çünkü üç gün boyunca nerdeyse hiçbirşey yemeden 15 kmye yakın yürüdük, doğal harikaları gördük, Baofeng gölünde tekne gezintisi yaptık, sayamadığım ama 3000e yakın basamak indik ya da çıktık. Trende aç kalmayalım diye bize kumanya verdiler: Kimbab, kimçi ve birkaç başka kore yemeği. Sonuç olarak doğa falan güzel hoş ama yemekler kırk katır mı(bu kore yemeği) kırk satır mı(bu da çin yemeği) Dönerken trende iki çinli ingilizce pratik yapmak için bizi görünce atladılar, onlar ingilizce pratik yaptıkça ben de çince pratik yaptım söylediklerinin bi kısmını anladım (Oww Yess). Ayrıca yataklı tren diyince yanlış anlamayın, yataklı ama kompartımanlı çok pahalı olduğu için açık yataklı, yani çin işi: kompartıman yok, sadece yatak var(üç yatak üstüste arasındaki boşluğumsu yerde akrobasi yapıyosun.)
Tatilde dinlenmemiz için ödev vermediler, ondan tatilden sonraki hafta çok rahattık demek isterdim; ama tahmin edebileceğiniz gibi tüm ödevleri yetiştirmek için geceleri geç yatmaya başladım ve biraz güçten düştüm. ZhangJiaJieye gittim diye tüm ödevler onla ilgiliydi, ZhangJiaJie gezisini çince, ingilizce, yazılı, sunum, kültürel, coğrafi, kişisel, genel vb. sayamadığım kadar anlattım.  
O cumartesi yasak sarayın içinde tai tapınağında pekin çokdillilik festivali varmış, tüm yabancı okulları çağırmışlar, tabi biz de haliyle gittik. (Aynı zamanda okulda SAT deneme sınavı vardı ama girmedim...)Festivalde çinlilerin çokdillilik ve pekini uluslararasılaştırmadan ne anladıklarını gördüm: Çinliler için yazılmış "Dil öğrenin, Pekin'i imajını değiştirin" gibi sloganları da ingilizceye çevirmişler turistler pekinin imajını yaratıyo gibi olmuş, garip tabi. Orda çinli ve yabancı gruplar kısa gösteriler yaptılar, herkes onları izledi. Stantlar vardı (Almanca, italyanca, fransızca, ingilizce, korece, japonca, ispanyolca ve rusça.); ama hepsinin başına bi asker dikmişler, ne yaptıklarını da anlamadım. Hani Anıtkabirde askerler sen onlara ne kadar dik de baksan fotoğraf da çeksen sana bakmaz ya, tam tersini gördüm, çinli asker nöbette beklerken alenen dönüp uzaylıymışım gibi dik dik bana baktı, ben de doğrularcasına evet gözlerim çekik değil diye ona baktım. Uzaktan tiananmen meydanını gördüm. Sevindirik oldum. :D
Bu iki hafta birkaç sınav olduk, iyi geçti bu arada çince dersleri hayli hızlandı, 1. kur kitabında 6 ünite var daha midtermlere gelmeden 5. üniteyi yarıladık. Hocaya sordum bitirince belki 2. kitaba geçeriz böyle devam edersek 1 senede 3. kuru bitirebiliriz dedi. Çok sorun değil çünkü diğer sınıf da bize yakın gidiyo, hatta biraz öndeler galiba. Şu an interneyşınıl sınıfta olsaydım daha 4. üniteye yeni geçmiş ve öğrendiğim karakterlerin yarısını öğrenmemiş olacaktım; çünkü onlar hem daha yavaş gidiyo, hem de bazı karakterleri yazmayı öğrenmiyolar. Yaşasın koreli sınıfı.
Bu yazının hebbeleu haberi: Korece öğrenmeye başladım. Şu an Korece okuyabiliyor,
 basit  kelimeleri yazabiliyor, hatta basit cümleler kurabiliyorum. Hatta korece pop bile dinlemeye başladım. Tabi bu koreli oda arkadaşlarımın pek hoşuna gitmedi, neymiş benle korece konuşunca çok garip hissediyolarmş, deliye dönüyolarmış. Ben burda türkçe konuşan birini bulsam 4 köşe hatta türkçe öğrenmek isteyen birini bulsam 6 köşe altıgen olurum. Koreli işte naparsın...
Halloween partisi yaptık, ilk partimdi haliyle biraz klasik bir vampir oldum. Çok zorlamadım (aslında en çok zorlayanlardan olduğumu partiye gidince farkettim). Zaten çindeyim ne kadar olabilir ki? Partide dans ettik. Koreliler her konuda olduğu gibi dans konusunda da hayli utangaç, diğerleri normal. Parti gecesi pekine kar yağdı (31 Ekim) ve ertesi gün öğlene kadar lapa lapa devam etti(Kasım 1: Pekin beyaza bürünür.) Şoke oldum: Şüi şoke. Tabi acilen dışarı çıkınca bot alındı, paltolar ortaya çıktı vb. vb. 1 kasım akşamı ise kar durdu ve hava daha da soğudu. Burada hayatında hiç kar görmemiş hongkonglu ve ekvator yakınında yaşayan brezilyalı zaten eldivenle falan geziyodular, iyice coştular, okulda öğle vakti bi kazak, bi ceket ve bi paltoyla gezen  kişiler oluverdiler. Bu arada ben de kışlık pijamaya geçtim :D Ayrıca bugüne kadar(8 Kasım) yurtta ısıtma açılmadı ve zaten ısıtma açılana kadar hava ısındı. Okul müdürü normalde ayın 15inde açıldığını bunu erkene aldıklarını söyledi (Çok şükür).
Bu soğuk dalgasından sonra herkes hasta olmaya başladı. Ben de o yorucu haftada zaten yorulmuşken ateşlendim falan(38.3). Bi de yataklar (yattığımız yer anlamında) tahta üzerine iki kat kumaş olunca bisürü kişinin sırt ağrıları başladı, birini 39.9 derece ateş ve aşırı sırt ağrısıyla hastaneye kaldırdılar. Bense bu hafta iyileştim sayılır sadece biraz öksürüyorum ve nadiren burnum akıyo. Böylece çin hükümetinin yaptırdığı normal grip aşısının da yalan olduğu ispatlandı. :D
Son olarak bugün SAT'e girdim! Neredeyse hiç hazırlanmadım ve ilk girişimdi. Ondan çok iyi bir tahmin yapamıycam; ama matematik hayatımın en kolay sorularıydı, herkes hesap makinesiyle yetiştirmeye çalışırken ben hesap makinesini sadece bir soruda doğrulamak için kullandım ve etrafa bakındım. Writing de iyiydi Gramer ve reading de iyi sayılır ama vocabulary zordu, kelimelerin latince kökleri falan yaptım bişeyler. Çok da takmadım zaten.
Haa fotoğrafları internete yüklemek çok zaman alıyor, msn ve skypedan gönderiyim isteyene. Bu arada koreliler herşeyin bi çakmasını yapmış nateon diye bi msn çakması(ki bu çinlilerde QQ oluyo), naver diye hotmail çakması, daum diye google çakmaları(bu da çinli baidu) var. facebook çakmaları da korelilerin cyworld veçinlilerin renren. Bu sonuncu harbi çakma siteyi görünce acaba facebook farklı adla mı çine geldi diye facebook hesabımla girmeyi bile denedim. Neyse koreliler arasında msni yaygınlaştırıyoz bakalım, neyse ki bloke değil.

Yorum (yok) Yorum yaz!

祝你生日快乐中国


4/10/2009 ·

Pazar yazamadım; çünkü tonla ödevim vardı. Artık ödevler falan başladı bir de TOEFL kursuna başlayınca ödevler arttı, yapacak zaman azaldı. Tabi o ÖSS senesinden sonra vız gelir tırıs gider hiç derdim değil. Koskoca sende bi TOEFL alıp bi de Çince öğrenmem lazım. Peh! Nedir ki? :D
Bu haftaların olayı: Okulun başkan yardımcısı seçildim. Yani okul başkanı olan Koreliden sonra okuldaki 2. yetkili öğrenciyim şu an. Tabi bunu doğal bir sonucu olarak tüm öğrenciler (sanki %100 bana oy vermiş gibi !) bana oy verdiklerini söyleyerek ısmarlamalar beklemeye başladılar, o ayrı.  Öğrenci Konseyinde ise anketleri yapmakla sorumlu komitenin başkanı oldum, hatta ilk anketimizi yaptım bile. Sonuç: öğrencilerin çoğu pizza yemek, okul gezisinde hong kong a gitmek, pazarları başka AVMlere gitmek ve Halloween partisinde yine pizza yemek istiyor. (Okulda öğrencilere pizza siparişi vermek yasak; ama hocalar her öğlen pizza yiyor. Ondan kafeterya yemeği ya da sipariş yasağının kalkması için aşırı talep ve baskı var :D) 
Başka bir bomba haber (çok antika bi tabir de napalım yazdım bi kere) ise artık çinliler yabancılarla yavaş yavaş çince konuşurken anlayabiliyor; hatta katılabiliyor olmam. Ayrıca korece de öğrenmeye başladım. Tabi korece şarkı söyleyebilmek ve "Şaka mısın?", "Yani?" diyebilmek (cevaplarını da anlamadan üstelik) ne kadar yararlı tartışılır:D
Geçen haftanın şok haberi de Çince kaligrafi (güzel yazma sanatı) hocasının bana bu konuda doğuştan yetenekli olduğumu ve kaligraf olmak için çok pratik yapmam gerektiğini söylemesi!!! Tabi ingilizcesi benim çincem kadar olduğu için bunu söylemesi sözlükten 5-6 kelime araması yani 10 dakika demek. Bu o 10 dakikanın özeti. Kaligraf olacakmışım da duvarda, kitaplarda  sergilenenler gibi eserlerim(!) olacakmış...(Hadi bakalım)
Gazetecilik dersi ödevi olarak "Neden okulumuzda yüzme aktivitesi ya da takımı yok?" konulu bir makale yazıyorum. Bu konuyla ilgili 5 röportaj yaptım, ilk taslak olarak 600 kelimelik bir yazı yazdım, hoca yarına 1000 kelimeye çıkarmamızı istedi. Sevmiyorum dersini anla artık! demek isterdim de demiyorum, umarım bedenim bu mesajı iletebiliyodur.
Bu haftaki 1 ekim kutlamalarından bahsetmezsem olmaz tabi.  Ben ki hayal ediyodum 20 km uzağımda dünyanın en büyük geçit töreni olacak, bunun için adamlar havadaki nemi bile tüm hafta sonu indirdiler güneşli olsun diye, televizyonlarda çince doğum günün kutlu olsun (祝你生日快乐)  reklamları oynuyor 5 dakikada bir, gidip görmezsem olmaz! Sonuç, Tang amca şehir dışında ve gitmek için davetli olmak gerekiyomuş. Bir de sabah 9da uyanıp yatakhanedeki loncaya gittiğimde çinli hizmetliler, öğrenciler televizyonun önüne dizilmiş izlemeye hazırlanırken görünce hayal gücümün genişliğinin bir kez daha farkına vardım:D
EOZ ise bu haftanın başka bir aktüalitesi: Bu English Only Zone, bir gün tamamen ingilizce konuşman ve bunun sonucu olarak bir gün study halldan muaf olman demek. Eğer günün sonunda sendeki kol bandını bi öğretmen veya Öğrenci Konseyi üyesi almadıysa (ki aldıysa ingilizce dışında bir dil konuştun demek.) study halldan muafiyet kartı alıyorsun. Tabi bu uygulama özellikle benim gibi okulda anadilini konuşan tek kişi olanlar için hiç sorun değil;
çünkü heralde ingilizce konuşcam, türkçe almanca fransızca çince niye zorlayayım ki? Öte yandan koreliler için ise tam bir işkence...
Ayrıca bu iki hafta birkaç korelinin doğumgünü vardı. Neden koreliler doğumgünlerini söylerken bu kadar çekiniyolar diye merak ediyodum, anladım. Korelilerin doğumgünlerinde klasik mum üfleme, iyi ki doğdun, pasta kesme faslından sonraherkes önündeki pastanın bir kısmını doğumgünü olan kişinin yüzünü bulamaya harcıyor, ayrıca doğumgünü çocuğuna herkes bi yumruk atıyor.Yani doğumgünü çocuğuysan yüzün, saçın pastayla kaplanıyor ve 
defalarca yumruklanıyorsun.
Geçen hafta dışarı çıktığımızda Türk lokantasında kahvaltı yaptım, daha doğrusu yemek yedim diyelim; çünkü mercimek çorbası, adana kebap, ezme kahvaltıya pek uygun değil :D Tam türk damak lezzetinde değil ve biraz pahalı; ama haftada bir buna değer.
Bizi 1 ekimin tesellisi olarak burada bir lunaparka götürdüler. Çindeki her şey gibi kuyruklar 1-2 saat sürdü. 3-4 şeye bindik geldik, neyseki bindiğimiz şeyler de (Çindeki her şey gibi) bayaa büyük ve eğlenceliydi (Roller coaster, free fall, EğlenCEPArktaki sallanan-dönen şeyin 3 kat büyüğü ve suda bi kaide üstünde-suya düşecekmiş gibi hissediyosun) Türk mutfağı standı vardı, yaşasın şiş kebap, maraş dondurması ve maraşlı dondurmacı!!
Bu arada burada çekik olmayan gözleri gerçekten seviyolar, hatta bi kız açık açık gözlerin çok güzel, kız gözleri gibi dedi???
Bando için trompet öğrenmeye başladım: 2 haftadır sadece ağızlığa üfleyip pırtımsı bir ses çıkartıyorum. Neyseki oda arkadaşlarım sabırlı...
Ekşisözlükte okuduğum korelilerin bilgisayar oyunu takıntısı ve yüksek sesle konuşmaları tamamen gerçek, hatta orada biraz törpülemişler bile. Dün akşam odada 5 tane oyun oynayan, 3 tane de onları izleyen koreli vardı, bazıları da ara sıra yorum yapmaya geliyolardı. Tam oyunları bitti, oda tenhalaştı, tavuk çağırdılar ve odanın ortasında yemeye başladılar (ki iki gündür kendi pişirdikleri domuz eti ve derisi şişi yiyolardı). Her duyan geldi ve oda yine korelilerle doldu. Sabır karşılıklı :D
Bugün dışarı çıktım, haftalık alışverişimi yaptım, ayrıca SÜT, MISIR GEVREĞİ gibi temel besinlerimi aldım. Artık daha sağlıklı kahvaltılar yapabileceğim. Bu arada yemekle aram düzeldi galiba, bunu şimdi düşündüm de fark ettim. Bir haftadır aç kalmıyorum. Belki de hocaların uluslararası öğrencilere özel verdiği pizza-ve-sorunlarını-tartışma toplantısı sayesindedir, ilk defa bu hafta aç kaldığımı hatırlamıyorum.
2. çince sınavımdan 99 aldım, O YES!!!

Yorum (yok) Yorum yaz!

Pazar-lık


20/9/2009 ·

Her hafta bir şeyler de rayına oturuyor, hayat monotonlaşmaya başlıyor ve ben burda ne yazacağımı düşünüyorum...

Bu haftanın ana konusu: Study hall :( Bu uygulamada günün en verimli saatleri olarak değerlendirdiğim 6:30-8:30 arasını yüzmek, koşmak yerine ders çalışarak geçiriyorum.
Bunun sonucu olarak ise toefl kursuna yazıldım, zaten istediğim gibi geçiremeyeceksem kursta ya da derste olmam çok fark etmiyor. (Biliyorum, düşük cümle oldu. Zaten İngilizce düşünmeye, Türkçe konuşurken cümlelere İngilizce başlamaya başladım.) TOEFL kursuyla saatleri de çakıştığı için yine çince sınıfım değişti ve başka bi koreli sınıfına geçtim, daha kalabalık ama napalım öle işte.
Ayrıca bu hafta okul başkan yardımcısı adayı olarak seçim kampanyası dahilinde önce öğrenci konseyine sonra da tüm öğrencilere (toplam 120 tane falan var, çok değil :D) konuşma yaptım. Herkes ya çok beğendi ya da benle dalga geçiyolar; ama iki aday var ve diğer aday koreli değil, ondan okul başkan yardımcısı olabilirim :D Bu arada okulun müdüriyet bölümünün başkanı (okul müdiresi değil) bana niye başkanlığa aday olmadığımı sordu, %70 koreli bi okulda ilk yılından beri bu okulda okumuş koreli bi aday varsa çok şansın yoktur heralde :D

Ve en önemli konuu: Pazar dışarı çıktım, dışarda kore mahallesimsi korelilerin yoğun olarak yaşadığı iki yere gidiyoruz. (Bilin bakalım neden :D) Bugün önce kilisenin olduğu yere gittik. Ben bayaa sadece kilise var sanıyodum; ama yabancılar için yapılmış oteller, çeşitli restoranlar vb. bulunduran bi kompleksin parçasıymış. Kahvaltıyı avrupai bi biçimde kruvasanla geçiştirdikten 2-3 saat sonra starbuckstan kahve içtim, Osmanlı restoranı (sadece türk mutfağı değil arap mutfağı da var, heralde ondan böyle demişler; ama her yerinde türk bayrağı var...) görünce mest oldum, pazarları pide, kumpir vb yiyebilirimmm. (Hatta okula da isteyebilirim; ama burası uzak, servis yapmazlar heralde.)  Bi de buraya giderken muhtemelen yalnız olmayacağım; çünkü iki haftadır her etli şeyde domuz eti vardır, yoktur didikleyen kek,noodle, sandviç vb. ile geçinen iki kişi için de heralde bulunmaz nimet :D Okuldakiler kiliseden çıktıktan sonra alışveriş merkezi gibi biyere gittik. Orada nike, adidas, sony, nokia, kappa, converse vb. tüm markalar var, her şeye göz attım, keşif yaptım, hatta biraz da aldım. Bugün vardığım ilk sonuç: Çin'de yaşam ucuz; ama çinli gibi yaşarsan! Yabancı gibi yaşamaya çalışınca aldığın ithal ya da yabancı üretim mallar vergiden olsa gerek yurtdışındakinden bile pahalı, buna yemek dahil. Ankarada 9-10 liraya aldığım vücut şampuanı burada 49 yuan, 10 küsür lira... Neyse, alışırız ya da baba burslu okuruz napalım :D
Yemekle ilgili bu hafta noodle ı keşfettim. Hazır makarna gibi, baharatını, tozunu ıvırını zıvırını sıcak suyunu koyuyosun, kapağını kapatıp bi 3 4 dakka bekliyosun, karıştırıyosun ve noodleın hazır. Suyunu da süzmüyosun, ondan özetle çin spagetti çorbası gibi. Herkes yiyodu, ben ilk bu hafta denedim ve her yemekte domuzeti soran kişilerin nasıl yaşadıklarını anladım.
Bu hafta çinle ilgili öğrendiğim ikinci şey: pazarlık! Telefonum çince karakterlerin hepsini çince kutu kutu pense gösterdiği için burdan telefon aldım (ne fark etti o da ayrı tabi anlıyomuyum sanki tüm bu karakterleri), almak için ilk girdiğimde bir yabancı ve batılı olarak sadece nokia, sony ericsson, samsung ve motorola telefonlara baktım. Düzgün modellerin hepsi yanımdaki paradan pahalıydı. Bu arada yanıma çinli görevli geldi ve nasıl bir şey aradığımı sordu, işte müzik, çince karakter, çok pahalı olmasın mümkünse dokunmatik falan derken tabi ki hemen ortaya çakma çin telefonları çıktı, fiyat sınırı da koyunca nokialar falan ortadan kalktı. Çift sim kartlı, dokunmatik, mp3 çalan, hafıza kartlı, el yazısı tanıyan, kamerası da düzgün bi modelde karar verildi ve konu fiyata geldi. Yanımda yaklaşık 1500 yuan vardıve satıcı kadın 2100 yuan istedi. Ben yanımda sadece 1200 yuan(!) olduğunu ve başka şeyler de almam gerektiği için bunun hepsini veremeyeceğimi söyledim. Kadın elindeki listeye baktı, yanında hat isteyip istemediğimi sordu (sanki hat 800 yuan :D), sonra en fazla ne kadar verebileceğimi sordu. Ben de yanımda 1200 yuan olduğunu ve bunun tamamını veremeyeceğimi tekrarladım, hatta üstüne neyse artık ben gideyim, 2 hafta sonra para çeker gelirim blöfü yaptım :D Kadın tekrar ne kadar verebileceğimi sordu, ben de 1100 yuan civarı bir şey verebileceğimi söyledim yine, kadın zarar ederim dedi, yine peki gideyim ben o zaman dedim, sonra kadın 1110 yuan olursa zarar etmem dedi (Tüm zararı da 10 yuanmış :D) Sonuçta 1110 yuana anlaştık (keşke yanımda 900 yuan var deseydim de ilk söylerken 1000 yuan küsür modellere baktığım için çok gerçekçi olmazdı)ve ben pazarlığın önemini anladım. Aldığım ingilizce kitabın da sahte olduğunu anlayınca çinli minli takmadan pazarlık yapmam gerektiğini anladım... Bu arada telefon çin çakması falan ama gayet de iyi hatta eskisine taş çıkartır bile diyebilirim (tabi bu performansla devam ederse) Çin taklidi falan diyoruz da boynuz kulağa yaklaşmış. Çakma çin telefonumla çinli olmaya dev bir adım attım, bu da böyle biline :D
Bu hafta da bu kadar, fotoğraf makinemi yanıma almayı unuttuğum için geçen haftanın fotoğraflarını gönderiyorum. Fotoğraflarda çinli kokakolası, Wolkswagenı, ilk yemek yediğim çin lokantası, okulun fotoğrafları falan var.
Bu wolkswagenın çince yazılışı, tüm markaların böyle yazılışı var, logodan tanıyosun
Bu kokakola ya da kılıkıka(okunuşu buna benziyo)
bu bizim okulun yanındaki yolda tabela (hepsi böyle :D)

 bu okulum (her haftamın 6 günü burada geçiyo...)
bu ilk yemek yediğim restoran ve önündeki koliler

Yorum (yok) Yorum yaz!

OOo I'm an alien, i'm a little alien. I'm a turkish


13/9/2009 ·

Bugün ilk kez dışarı çıktım. Pekin sokaklarında, süpermarketlerinde, dükkanlarında gezdim. Türk lokantasına gittim(Turkish mom diye bi yer, oğlu pekinde okuyan bi anne açmış) Mantı, cacık, ezme, çoban salata, şekerpare, sütlaç, esogelin çorba, buğday ekmeği ve çatal birden değerlendi gözümde. Bi de saabah çin kahvaltısı yaptım, ekmek içinde et gibi bişey, sebze dedikleri ama tadı turşuya benzeyen bişey, içemediğim yumurta çorbası içinden etli ekmeği seçtim, memnun kaldım, siz de deneyin. Yolda çektiğim olay fotoğraflar aşağıdadır. Coca-colasından Wolkswagenına her şey çince yazıyo, gerisini siz düşünün... Bi de yanımda biri olmadan çıkmak istiyodum :D,Teşekkürler Tang amca.

Burada ikinci haftamda çince hocam karakterleri öğrenmede diğerleri kadar zorlanmadığımı görünce (nihayet) beni karakterlerin daha çok tekrar edildiği 7 kişilik uluslararası öğrenci sınıfından karakterlerin "çıkırt" diye geçildiği 5 kişilik koreli sınıfına aldı. Galiba bu sınıfta daha hızlı geçildiği için bir kuru 3 ayda bitirebiliyorum. İlk çince sınavımdan 93, quizlerimden ise 95 ve 100 aldım. 你叫什么名字? (ni jiao shen ma ming zi - adın ne) yi yanlış yazınca çincede dikkat hatası yapmanın hiç de zor olmadığını farkettim...
Burada uluslararası ve hatta ötesi bi grup var. Şu an itibariyle okulda sayamadığım ve sayamayacağım kadar koreli, 2 moğol, 2 tongalı, 4 kazak, 3 çinli+partner okulun bikaçyüz çinlisi, 1 brezilyalı, 2-3 taylandlı ve hatta galiba endonezyalı, 2 filipinli, 1 rus, 3 amerikan, 1 senegalli, 2 tanzanyalı, 1 malili ve bir türk (bilin bakalım kim :D) var.
Boş zamanlarımda 2 günde bir falan havuza gidiyorum, galiba geçen sefer buradaki havuzlarla ilgili yazmayı unutmuşum. Buradaki havuz halka açık, yani sadece biz kullanmıyoruz. Bunun sonucu olarak okul dışında bugün pekinde heryerde olduğu gibi bana uzaylıymışım gibi bakıyolar. Ayrıca ilk gittiiğimde kültür şokunu yüzüme çarpan olayı söylüyorum: SOYUNMA ODALARINDA MAYO DEĞİŞTİREBİLECEĞİN KABİNİMSİ HİÇBİR ŞEY YOK. 7sinden 70ine, hatta 1inden 100üne herkes gayet normal, soğukkanlı, sanki t-shirt değiştiriyomuş gibi mayosunu giyiyor ve buna benim beraber ders yaptığım tüm ark.larım falan da gayet dahil oluyor. Ayrıca havuzda temizliği kolay olsun diye herhalde tuvalet alaturka; ama delik karşıda değil, senin tarafında. Yani sen karşıya yapıyosun, oradan sana ve deliğe doğru akıyor. Fotoğrafını çekmek isterdim; ama çok hoş bir görüntü değil :D
İlk kung fu ve çince güzel yazma dersini aldım, daha doğrusu aktivitesini yaptım. Kaligrafi hocası ingilizce bilmiyo, yani ikisinde de bedenimi hayli çalıştırıyorum: Birinde iletişim kurmak için, diğerinde de aktivite gereği :D
Yurttaki odamın telefonunu söylediler: 00-86-10-82745751. Ama genelde yurt odamda olmuyorum, olsam bile telefon oda arkadaşımın masasında olduğu için ilk açıldığında büyük olasılıkla "yabuseyooO" diye bir cevap alacaksınız, ingilizce zorlayın, olmadı kapayın :D Ayrıca çin hattı aldım, o da 00-86-136-99219641. Bunda da okul binası vb. binalarda telefon yasak olduğu için açamayabilirim; ama bu telefonu ararsanız en azından "yabuseyooO" değil, bildiğimiz "alo" diye cevaplarım, garanti veremem, çok çinli olursam "wei" de olabilir :D En azından artık arama yapabiliyorum. Eski hattım ise şimdilik çantamda duruyo, n97 alınca görüşürüz artık...
Geçen yazımda yazmayı unuttuğum bir şey aklıma geldi. Burada doğal olarak yemeği çubuklarla yiyorum. Bugün çatal aldım; ama her yere çatalla gidemeyeceğime göre çubukla yemeye devam. İlk çubukla yemeğimde ise çubukları açtım, ayırdım, Kncun binlerce kez tembihlediği gibi birbirine sürtüp kıymıklarını temizledim. Buraya kadar her şey çok güzeldi, adeta çinliydim; ama çubukların ters tarafından tutup yemeye başlayınca gören herkes güldü :D Tesellim ise onların da çatalla yerken çatalı ağızlarına falan batırması, daha rastlamadım; ama inanıyorum, bir gün görüp güleceğim :D
Üniformam hala gelmedi, herkes gömlekle gezerken ben şortla bermudayla okula gidiyorum, zevkini çıkarıyorum :D
Nasıl bişeymiş, merak ediyorsanız öğrenci konseyine gidin, ilk toplantıyı görün dediler, hiç niyetim yoktu, gittim, içerde noldu nası bi gaz yedim bilmiyorum, okul başkan yardımcılığına adayım :D Tüm okulun ve konseyin önünde konuşma yapmam gerekiyomuş, neyse ki 2 dakikacık.
Burada oldukça fazla ödev veriyolar, herkes geceleri kapanıp ders çalışıyo, ben ödevleri sınıfta bitirip (bkz. özellikle Calculus, Fizik) kalan zamanda yüzmeye gidiyorum :D
Bu arada gazetecilik dersi aşırı sıkıcı bir hal almaya başladı, galiba ingilizce kompozisyon ya da ekonomi gibi bi dersle değiştircem, derste pre-testin ortasında uyuyakaldım, ilgi alanım değil, hayatım boyunca vefat ilanı yazacağımı sanmıyorum. (Bu ilk konuydu?)
Vize/oturma izni başvurusu için sağlık kontrolüne gittik, kan bile verdik :D Pekinde 4 yıldır çin dili edebiyatı okuyan biri ve onun danışmanlık yaptığı 3 türkle tanıştım. Pekinde 20 milyon kişide sadece 40 üniversite öğrencisi varmış. Türk görünce doğal olarak çenem düştü, sırada arkama geçirmekten türk lokantalarının adresini almaya bayaa bi yardımlaştık. Beraber gittiğim okul görevlisi ve diğer iki kişi ise tanımadığım türklerle nası bu kadar haşır neşir olabildiğimi sordular :D Pekinde binlerce amerikan, binlerce koreli olabilir ve senegallide çok millet bilinci olmayabilir; ama ben pekin haidian bölgesinin sağlık merkezinde türk pasaportu görünce kayıtsız kalamam, hatta fransız pasaportlu olan bile formu anlamıyodu, (bkz. çinlilerin ingilizce çevirisi) ben tecrübeli biri olarak acıdım (!) ve yardım ettim :D Başvurduktan sonra dönerken kan şekerimiz düzelsin diye (!) Mcdonald's a gittik (çünkü amerikan kız sağlık merkezinde bayıldı.) Her ne kadar son mcdoya gittiğimde zehirlenmiş olsam da 2 double cheeseburger, bi sundae ve bi milkshake i mideye indirdim. Yanlış anlamayın, 1 haftadır düzgün bişey yiyemediğim için veya açötesi olduğum için değil, sadece kan verdikten sonra toparlanmak için :D
Artık dahi kelimesini arkamdan değil yüzüme bile söylüyolar :D Dosyasına oturduğum birine zeka geçmiştir belki dediler, kaldım, koptum vb.
Onun dışında bayaa popülermişim, özellikle de kızlar arasında... Oda arkadaşlarım benimle ilgili konuşulunca (korece konuşuyolar, yanımda bağırsalar bile anlamıyorum :D)aaa o bizim odada kalıyo diyolarmış???
Burada üniversite başvurusu için toplantı gibi bişey yaptılar. Kasıma ya da ocağa kadar toefl, sat, ne varsa almam gerekiyomuş. Diplomaya gelince, okul müdürü tr.de de mezun olduğumu söyleyince hmm demek iki diploman olacak dedi. Toefl kursuna yazılsam mı yazılmasam mı karar veremedim, aynısı 3 ay sonra da var, ama üniversite için çok geç oluyo, yani sadece ODTÜde hazırlık atlamaya yarar ve ÖSS senesinden sonra daha fazla akşam fazladan ders alma düşüncesi bile gayet sıkıcı.
Son olarak çince öğrendikçe çok hoş şeyler fark ediyosun. Mesela isim in karşılığında olan 字(zi) ya 2 nokta ekleyince öğrenmek anlamında 学(xue) oluyo. Ayrıca han kelimesi de süper hàn(4. ton) çinli, hán(2. ton) koreli demek. Yani çinliyim yerine koreliyim ya da çince bilmiyorum yerine korece bilmiyorum demek işten değil :D
Bir hafta daha geçti, pretestlerden (sadece hiçbişey öğrenmeden önce yapılan ne kadarını biliyosun testleri) 61, 84, 100, 100 100... fln alıyorum. 61 dünya tarihindeki amerika uygarlıklarıyla, amerikan tarihiyle, ekonomiyle/sömürgecilikle ilgili soruları %25 olasılıkla atınca olan sonuç, neyseki sınıfta en yüksek 66 var hatırladığım kadarıyla :D
Fotoğrafları yüklemede bir sorun yaşadığım için yükleyemiyorum, sonra yollarım.
   

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::